Yontulan Köşeler
“Uyum bulunur mu, yoksa inşa mı edilir? Doğru İnsan aranır mı, uğruna savaşılır mı? Tek doğru cevabı olan bazı sorulara cevaplar...”
Doğru insan var mıdır? Varsa eğer, arayıp bulabilir miyiz onu? İlk görüşte o kusursuz uyumu yakalamak, hazır bir ruh eşine rastlamak gerçekten mümkün mü, yoksa aradığımız şey baştan beri bir yanılsama mı? Bu soruların cevabını ararken dünya edebiyatının en bilinen karşılaşmalarından birine dönüp bakmak gerek.
Jane Austen’ın Aşk ve Gurur (ya da bilinen diğer adıyla Gurur ve Önyargı) romanını okuduysanız, Bay Darcy ile Elizabeth Bennet’ın o ilk karşılaşmasını mutlaka hatırlarsınız. Birbirleri için dünyanın en yanlış iki insanı gibidirler. Zengin ve soylu Darcy katlanılmaz bir kibir abidesidir; bir baloda Elizabeth için "Fena değil ama beni cezbedecek kadar güzel de değil" diyerek yanından geçer. Elizabeth ise gururlu, sivri dilli ve peşin hükümlerinden kale örmüş inatçı bir kadındır; bu kaba tavrı görür görmez Darcy’den nefret etmeye başlar.
Oldukça tanıdık bir kurgu benim için. Okuduğumda ise kafamda şu soru canlandı. Eğer bugünün tahammülsüz dünyasında, çağımızın kırılgan zamanında karşılaşsalardı ne olurdu? Muhtemelen ilk on dakikada birbirlerinin üstünü çizer, "Kimyamız tutmadı, aradığım insan bu değil" deyip arkalarını dönerlerdi.
Bunu da İnceleyin: Diğer Yazılar
Tehlike Kapıdayken
Verdiğimiz her kararın temelinde olan iki olgu: Savaşmak ya da Kaçmak. Hangisini neden yapıyoruz peki?
Affetmenin Anatomisi
Affetmek, öyle gibi durmasa da aslında tamamen bencil bir eylemdir. Biraz düşünürseniz neden olduğunu anlayacaksınız; düşünme işinizi kolaylaştırmak için birkaç şeyden bahsedelim.
Vitrin Erkekliği
Çağımızda erkeklik ve maskülenlik tartışmaları tuhaf bir vitrine hapsedilmiş durumda. Erkeklerin maskülenliğinin yok olduğunu düşünen büyük bir güruh var. Gördüklerimden az çok biliyordum bu vitrini; ancak biraz okuyunca iyice emin oldum.
