Umut Hasadı
“Beklenmedik yerden beklenmedik umut...”
Hayatımın şimdiye kadarki en boktan günlerinden birinde biraz iyi gelir umuduyla evimin yanındaki parkta yürüyüşe çıkmıştım. Amacım müzik dinleyip yürüyüş yapıp kafamı dağıtmaktı. Ne birine bir şey anlatmak ne de dinlemek istemiyordum. Kendimle kalmak bana iyi geliyordu o zamanlar. Biraz yürüdükten sonra yorulup bankların birine oturdum, müzik sesini sonuna kadar açtım ve sadece rüzgârı hissederek düşüncelere daldım. Geleceğe, kendime, hayata dair umutlarımın tükendiği tam bir düşüş anıydı. Birinin vereceği tavsiye, söyleyeceği güzel bir söz veya yanımda olması beni oradan kaldıramazdı, emindim. Anlatamamak ve anlaşılmamak kavramlarını iliklerime kadar yaşadığım ve dibine kadar yalnız hissettiğim bir anın içinde kalmıştım. Allah'a dua edip ona sığındım, yardım istedim gecenin bir vakti. "Kendim çıkamıyorum, yapamıyorum," dedim içimden. Bana yardım edeceğini, benimle olduğunu biliyordum ancak o gün hiç tahmin etmediğim bir şekilde çıktım o umutsuz durumdan.
Bunu da İnceleyin: Diğer Yazılar
Tehlike Kapıdayken
Verdiğimiz her kararın temelinde olan iki olgu: Savaşmak ya da Kaçmak. Hangisini neden yapıyoruz peki?
Affetmenin Anatomisi
Affetmek, öyle gibi durmasa da aslında tamamen bencil bir eylemdir. Biraz düşünürseniz neden olduğunu anlayacaksınız; düşünme işinizi kolaylaştırmak için birkaç şeyden bahsedelim.
Vitrin Erkekliği
Çağımızda erkeklik ve maskülenlik tartışmaları tuhaf bir vitrine hapsedilmiş durumda. Erkeklerin maskülenliğinin yok olduğunu düşünen büyük bir güruh var. Gördüklerimden az çok biliyordum bu vitrini; ancak biraz okuyunca iyice emin oldum.
