Dağ Mirası
“Brianna Wiest’i duymuş olabilirsiniz; ancak onun dağ metaforu bambaşka bir derinlik barındırıyor. Gelin, bu metaforun ne anlattığına ve asıl meselenin ne olduğuna biraz yakından bakalım.”
Brianna Wiest’i duymuş olabilirsiniz. Ben kendisini popüler eseri olan Düşünme Biçiminizi Değiştirecek 101 Deneme ile tanımıştım; dönüp dönüp baktığım, derinliği olan bir kitaptır. Geçtiğimiz günlerde yazarın bir başka eseri ve metaforu karşıma çıktı: O Dağ Sensin. Psikoloji türüne son zamanlarda biraz mesafeli dursam da kendi hayatımla kurduğu paralellik o kadar güçlüydü ki bu dağ metaforunu irdelemeden geçemedim.
Sondaki sözü baştan vermeyi severim ben, o yüzden direkt başlayalım: Wiest, hayattaki en büyük engellerin dışarıdaki koşullar değil, insanın kendi içinde aşamadığı eski benliği olduğunu savunur. Önümüze çıkan bir zorluğu düşman bir kaya kütlesi olarak değil, bir dönüşüm aracı olarak konumlandırır. Ne kadar da haklı bir tespit... Değişim mutlaktır; ancak en sahici değişim, engelleri aşarken içimizde gerçekleşendir. Dağın zirvesine vardığımızda elde ettiğimiz şey bir kupa ya da gösterişli bir zafer değildir; asıl zirve, dağın eteğinde yola çıkan o ilk insandan tamamen farklı birine dönüşebilmiş olmaktır.
Bunu da İnceleyin: Diğer Yazılar
Tehlike Kapıdayken
Verdiğimiz her kararın temelinde olan iki olgu: Savaşmak ya da Kaçmak. Hangisini neden yapıyoruz peki?
Affetmenin Anatomisi
Affetmek, öyle gibi durmasa da aslında tamamen bencil bir eylemdir. Biraz düşünürseniz neden olduğunu anlayacaksınız; düşünme işinizi kolaylaştırmak için birkaç şeyden bahsedelim.
Vitrin Erkekliği
Çağımızda erkeklik ve maskülenlik tartışmaları tuhaf bir vitrine hapsedilmiş durumda. Erkeklerin maskülenliğinin yok olduğunu düşünen büyük bir güruh var. Gördüklerimden az çok biliyordum bu vitrini; ancak biraz okuyunca iyice emin oldum.
